Sezonun başlangıcında takımın en büyük sürprizlerinden biri olacağı sinyallerini veren Arda Güler, otorite ve özgüven dolu bir performansla zirveye ulaştı. Öyleki ki oyundan çıkarken taraftarlarca ayakta alkışlandı.
Güler’in o şekilde bir özelliği var ki — top her ayağına vardığında onu daha iyi hale getiriyor.
Başkalarının duvar olarak görmüş olduğu alanlardan paslarla çizgileri kırabiliyor. Buna bir de Juventus karşısında gösterdiği savunmadaki fedakâr emek harcama eklenince, ortaya tam anlamıyla topyekün bir futbolcu çıkıyor.
Şüphesiz bu, Xabi Alonso’nun büyük katkısı. Arda Güler artık değişik bir oyuncu: daha taktiksel, daha mesuliyet sahibi. Modric ve Kroos’un ayrılığından sonrasında orta sahada doğan boşlukta, bu özellikler büyük bir kıymet kazanmıştır.
Mastantuono’nun aksine, Arda Güler Xabi’nin kendisine verdiği fırsatı en iyi şekilde değerlendirdi — bunda Jude Bellingham’ın omuz ameliyatının da tesiri oldu. Artık takımın merkezi, Türk ve İngiliz ikilisine dayanıyor:
Jude Bellingham hücumda daha fazlaca katkı sağlıyor, Arda Güler ise ekibi yönlendirme ve topu akıcı halde kullanma becerisiyle öne çıkıyor.
Tchouaméni ile beraber oynaması —ki bunu ilk kez Kulüpler Dünya Kupası’nda görmüştük— denendi ve muhteşem netice verdi. Ve işte o maç, Arda Güler’in taraftarları büyülediği karşı karşıya gelme olarak tarih sayfalarına geçti.
Juventus maçı, Arda Güler’in taraftarları büyülediği karşı karşıya gelme olarak tarih sayfalarına geçti.
